Para Ekonomisi Bitiyor Mu ?

para ekonomisi bitiyor mu

 

Para Ekonomisi Bitiyor Mu ? Dünya ekonomisi, büyük bir ekonomik ve finansal dönüşümün içindedir. Bu dönüşüm, para ekonomisinden bilgi ekonomisine doğrudur. Yanısıra, bu dönüşüm, girmek üzere olduğumuz büyük finansal ve ekonomik kriz ile hız kazanmıştır. Ekonominin geçirdiği döngüsel süreçleri incelemek mevcut durumu anlamanın ve yorumlamanın ilk adımıdır. İçinde bulunduğumuz bu krizle paranın yeniden tanımlanması, orjinal tanımına kavuşması da olası sonuçlardan biridir. Sonuç olarak, krizin, ülkeleri kendi dijital para birimlerini çıkarmaya ve rezerv para olan dolardan hızla uzaklaşmalarına sebep olması beklenmektedir. Böylece, paranın yenilenen formu ile bilgi ekonomisinin ekonomik düzeni değiştirmesi öngörülmektedir. Dünyanın, paranın tek kutuplu olduğu bir dünyadan çok kutuplu, bağımsız ve milli para dünyasına doğru evrilmesi mümkündür. Bu da, ekonomiden, ticarete, politikaya, sosyal hayata ve hatta birçok ülkenin coğrafi sınırlarına kadar herşeyin değişmesi ve yeniden yapılanması gibi bir sonucu doğurabilir.

Para ekonomisinin temeli sermayedir. Bu ekonomi modelinde başlıca unsur sanayileşmedir, yani, fabrikalarda yapılan büyük çapta merkezileşmiş üretimlerdir. Bu merkezileşme çoğu zaman tekelleşmeyi getirmiştir. Zaman içerisinde sermaye büyüdükçe (capital accumulation) toplu ve büyük çaplı üretim, büyük çapta tüketim, toplu ulaşım, toplu iletişim, toplu silahlanma vb. gibi unsurları da bünyesinde doğurmuştur. Para ekonomisinin üretimde merkezileşmeye neden olduğu, büyük fabrikaların kurulmasından, sanayi devrimine kadar dağıtık ve küçük çapta yapılan üretimlerin, bu büyük fabrikalarda kitle üretimi şeklinde gerçekleştirilmesinden anlaşılmaktadır. Para ekonomisinin bu yapısı, toplumsal yapının ve sosyal yaşamın da aynı doğrultuda şekillenmesine neden olmuştur.

Her türlü merkezileşme zaman içinde verimliliği azaltırken işlerin hızlı yürümesini yavaşlatmış, bürokrasiyi kronikleştirmiştir. Para ekonomisinin merkezileşmesine bir örnek vermek gerekirse, Swiss Federal Institute of Technology 2011 raporunda belirttiği gibi, dünyada faaliyet gösteren yaklaşık 40 milyon firmanın yaklaşık olarak yüzde sekseni (%80) 737 şirketin kotrolündedir. Buradan bu 737 şirketin aslında dünya ekonomisinin %80’nini yönlendirdiğini anlıyoruz (MacKenzie and Coghlan 2011). Sistemin merkezi yapısından kaynaklanan bir diğer önemli sorun da gelir dağılımı adaletsizliğidir. Örneğin dünyada 85 kişinin geliri, 3 buçuk milyar fakirin toplam geliri kadardır (www.oxfam.org). Merkezileşmenin gözle görülür şekilde güçlendiği en önemli diğer iki sektör ise, medya ve bankacılık sektörleridir. Örneğin sadece ABD’de 1990’larda yaklaşık 50 firma medya sektöründe faaliyet gösterirken, bu sayı son durumda 6’ya inmiştir. Aynı şekilde yaklaşık 40 bankanın faaliyet gösterdiği bankacılık sektöründe bu sayı 4’e inmiştir. (www.statista.com). Anlaşılan odur ki, merkezileşme sadece sosyalist rejimlerin tekelinde bir uygulama değildir. Para ekonomisinde de yukarıda verilen örneklerden de anlaşıldığı gibi merkezileşme sistemin doğasında vardır. Merkezi otoritenin genellikle devlet olduğu sosyalist sitemde ekonomik kararlar, sermayenin devlete ait olmasından dolayı doğal olarak devlet tarafından alınır. Bunun önemli göstergelerinden biri kamu harcamalarının bir yıllık toplam üretim değeri olarak ölçülen GSYİH’ya oranıdır. Bu oran devletin ekonomiyi ne kadar control ettiği hakkında bir fikir verir ve dünyanın gelişmiş para ekonomilerinde, örneğin Avrupa’da, %49 (www.ec.europa.eu/Eurostat), Japonya’da %42, ABD’de %40 iken komunist sistemin öncülerinden olan Rusya’da %36, Çin’de ise %24’tür (Miller, Kim, and Holmes 2014).

See also  Basel 4, Gold, Silver, Credits
*** Articles and news published on this site cannot be published without reference to the site and author Arzu ALVAN. All rights reserved.

If you like the article, you can share it on your social media account.

Share on:

Leave a Comment